5-6 Yaş Masalları7-8 Yaş Masalları9-10 Yaş MasallarıKeloğlan MasallarıUyku MasallarıUzun Masallar

Keloğlan ve Kayıp Rüzgâr

Keloğlan, iyilikle çıktığı yolculukta köyünü kurtarıyor.

Bir zamanlar yemyeşil tepelerin arasına kurulmuş küçük bir köyde, herkesin sevdiği Keloğlan yaşarmış. Annesiyle birlikte mütevazı bir kulübede oturur, sabah erkenden kalkıp odun toplar, yaşlı komşularına yardım eder, boş zamanlarında da dere kenarında hayaller kurarmış. Köylüler onun saflığına güler gibi görünse de Keloğlan’ın aklı beklenmedik zamanlarda parlayan bir yıldız kadar keskinmiş.

Bir sabah köyde tuhaf bir sessizlik başlamış. Değirmenin kanatları dönmüyor, ağaçların yaprakları kıpırdamıyor, gökyüzündeki bulutlar bile yerinden oynamıyormuş. Herkes şaşkınlık içinde birbirine bakarken yaşlı değirmenci, “Rüzgâr ortadan kaybolmuş!” diye bağırmış. Köyün en bilge kadını da bastonuna dayanarak, “Kuzey Dağı’nın ardındaki Eski Çınar’ın altında saklanan gizem çözülmeden rüzgâr geri dönmez.” demiş.

Keloğlan annesine dönüp, “Merak etme ana, ben gider gerçeği öğrenirim.” demiş. Annesi onun bohçasına biraz ekmek, biraz peynir ve bir avuç kuru üzüm koymuş. “Yol uzun olabilir ama iyilik yaptığın sürece yol da sana yardım eder.” diye öğüt vermiş.

Keloğlan ormana vardığında yaralı bir sincabın dikenlere takıldığını görmüş. Eğilip dikkatlice dikenleri temizlemiş. Sincap minnetle başını eğmiş ve “İhtiyacın olduğunda üç kez ıslık çal.” diyerek gözden kaybolmuş. Biraz ileride çamura saplanan yaşlı bir kaplumbağayı kurtarmış. Kaplumbağa da ona küçük, parlak bir taş hediye etmiş. “Bu taş karanlıkta doğru yolu gösterir.” demiş.

Güneş batmaya yaklaşırken karşısına sislerle kaplı büyük bir mağara çıkmış. İçeriden derin bir uğultu geliyormuş. Keloğlan cesaretini toplayıp adımını atınca önüne uzun sakallı bir dev çıkmış. Dev kaşlarını çatıp, “Kim benim uykumu bozuyor?” diye gürlemiş. Keloğlan korksa da geri çekilmemiş. “Ben yalnızca kaybolan rüzgârı arıyorum.” demiş.

Dev şaşırmış. “Ben rüzgârı çalmadım. Onu açgözlü Kara Büyücü camdan bir kürenin içine hapsetti. O küreyi kırabilecek kişi ise yalnızca bencil olmayan biridir.” diye cevap vermiş. Bunun üzerine Keloğlan mağaranın sonundaki gizli geçidi kullanarak yoluna devam etmiş.

Gece olunca kapkaranlık patikada yönünü kaybetmiş. Tam o sırada kaplumbağanın verdiği taş parlamaya başlamış. Mavi ışığı izleyen Keloğlan, dikenli çalıların arasındaki görünmez yolu bulmuş. Bir süre sonra yüksek kulelerin yükseldiği eski bir kaleye ulaşmış.

Kaleye girdiğinde Kara Büyücü altınlarla dolu odasında oturuyormuş. Cam kürenin içinde dönen minicik bir kasırga sürekli duvarlara çarpıyor ama dışarı çıkamıyormuş. Büyücü gülerek, “Bu rüzgâr artık benim. Onun gücüyle bütün vadilere hükmedeceğim.” demiş.

Keloğlan hemen saldırmak yerine düşünmüş. Sonra cebindeki kuru üzümleri çıkarıp büyücünün önüne bırakmış. “Yol boyunca başka yiyeceğim kalmadı ama istersen paylaşabilirim.” demiş. Kara Büyücü şaşkınlıkla ona bakmış. İlk kez biri çıkar beklemeden bir şey teklif ediyormuş. O an kısa bir dalgınlığa kapılmış.

Keloğlan fırsatı değerlendirmiş ve üç kez ıslık çalmış. Az önce kurtardığı sincap pencereden içeri atlayıp büyücünün şapkasını çekiştirmeye başlamış. Büyücü telaşla peşinden koşarken Keloğlan cam küreyi iki eliyle kaldırmış. Fakat onu yere atmak yerine dikkatlice pencerenin önüne götürmüş. “Özgürlük kırmakla değil, doğru zamanda cesaret göstermekle kazanılır.” diyerek küreyi güneşin ilk ışıklarına tutmuş.

Cam aniden çatlamış ve içindeki rüzgâr gökyüzüne yükselmiş. Bir anda bütün kale sallanmış. Ağaçlar dans etmeye, bulutlar koşmaya, kuşlar şarkı söylemeye başlamış. Kara Büyücü ise gücünü kaybedip sıradan bir adama dönüşmüş. Başını eğerek, “Paylaşmayı unuttuğum için her şeyimi kaybettim.” demiş.

Keloğlan köyüne döndüğünde değirmen yeniden dönüyor, çocukların uçurtmaları gökyüzünde süzülüyor, tarlalar serin esintilerle dalgalanıyormuş. Köylüler onu alkışlarla karşılamış. Fakat Keloğlan yalnızca gülümseyip annesinin yanına gitmiş. Annesi ona sımsıkı sarılmış ve “Gerçek kahramanlık, gücü kendin için değil herkes için kullanmaktır.” demiş.

Keloğlan, köyüne dönüyor

O günden sonra köyde ne zaman rüzgâr tatlı tatlı esse insanlar Keloğlan’ı hatırlarmış. Çocuklar onun cesaretini anlatan oyunlar oynar, büyükler ise iyiliğin en güçlü anahtar olduğunu birbirlerine yeniden ve yeniden hatırlatırlarmış. Masal da dilden dile dolaşarak uzak diyarlara kadar ulaşmış ve herkes, en büyük maceraların temiz bir yürekle başladığını öğrenmiş.

Daha fazla Keloğlan masalı okumak ister misiniz? Öyleyse hemen tıklayın: Keloğlan Masalları

Masal Perisi

Masal Perisi, çocuklar için eğitici ve özgün içerikler üreten bir masal yazarıdır. Çocukların gelişim süreçlerini destekleyen, etik değerleri aşılayan ve hayal gücünü besleyen masallarıyla, ebeveynlere güvenilir ve kaliteli bir okuma kaynağı sunar.

İlgili Masallar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olun!